Portada de Estetiğin Oluşması

Estetiğin Oluşması

Estetik bizim bildiğimiz anlamda bir anda ilahmın gelmesi veya bir sanatçının oturup birkaç dakikada bir sanat icra etme...

Estetik bizim bildiğimiz anlamda bir anda ilahmın gelmesi veya bir sanatçının oturup birkaç dakikada bir sanat icra etmesiyle gelişmez. Bunun en bariz örneklerinden birini kendi hayatımdan vereceğim. Muhakkak herkesin kendi hayatında buna dair örnekleri mevcuttur. Şahsım her ne kadar bilişim teknolojileri ve farklı bir çok alanda bir yelpaze timsali çalışıyor olsam da asıl alanım sanat ve edebiyattır. Lise yıllarımda hep resim çizerdim derste evde veya bir istirahat alanında. Bunlar bazen peyzaj bazen natürmort bazen ise portre çalışmaları olurdu. Bir gün arkadaşlarımdan biri ona çizim konusunda yardımcı olmamı isteyince kendisini geri çevirmedim. Fakat sorun kabiliyeti olmaması veya elinin kabiliyetten yoksun olması değildi. Sorun tam olarak mikro unsurları makro unsurlara çok çabuk feda etmesiydi. Ben bir çizgnin üzerinde belki dakikalarca uğraşırken "ne olacak çiz gitsin işte" diyerek mikro hassasiyeti göz ardı eder nihayetinde yaptığı resim üzerinde düşünülmemiş eksik yoksun ve ruhsuz olurdu.

Bugün yapay zeka çağında aslında bu durumun bir benzerini yaşıyoruz sanırım. Yapay zeka hızlı ve kolay bir biçimde çizimi tamamlayıp bize teslim ediyor. Fakat bir şey üzerinde sarfedilen çaba ve detaylara olan hakimiyetle değer kazanır. İnsanlık üretim çılgınlığı içinde detaylarını kaybetti. Bunun için başka bir noktaya fikir noktasına odaklanacağım. Biligist tek seferde pat diye geliştirilmedi. Aslında ekşi sözlüğe benzemesin ve yenilikçi olsun diyerek beş farklı arayüz tasarladım. Bunlardan biri sıradan arayüzü tamamen devredışı bırakıyor render edilen bir uzay içinde veriyi sunuyordu ki hala prototip aşamasında duruyor. Fakat bütün fazlalıklarından arındırdığımda ve kullanımının kolay olması adına bugün gördüğünüz arayüz kaldı. Şimdi neden tam değil veya istenilen o aranılan kalitede değil. Çünkü mermer kütle taslağı elimize şimdi getirdi. Tıpkı bir resim gibi mikro detaylar zamanla üzerinde düşünülerek çizilecek. Bu bir işin bir şeyin pişme süresidir. Bu süre mutlak aşılmalı ve insanın gözüne kattığı acı tadılmalıdır. Bir çizimi yaratn şey ustasının emeğinden çok zamanı sarfetme fedakarlığı ve estetiğin yoksunluğundan duyduğu acıdır. Bu nispetle her şey bir sanat olabilir. Günümüzde modern sıfatıyla giydirilen ve elitist bir zümrenin boş bakışlarındaki anlamı arayan aptalca sanat söylemleri ve eylemleri sanatın toplum için olmadığı yanılgısını veriyor. Sanat tüm insanlarda farklı duygular barındırmasının yanında statü sergilemek için değil hiçbir maddi getirisi olmasa bile hoş görünmesinden sanattır. Detaylarda yerleştirilmiş acı hisler arayış ve kavrayışı insanın gözü sürekli arar. Dünyanın farklı yerlerinde farklı ressamların tablolarını inceledim. O an bulundukları ruh halinin ve resmi yaparken yaşadıkları duygu durumlarını detaylarda görmek mümkün. Fakat bugün standart tek fabrikadan çıkmış gibi yapay zeka ile gelen üretim kolaylığının yarattığı tekdüzelik ve daha fenası gerçeğin manipüle edilerek karşımıza çıkması. Bütğn bunlar George Orwell'in 1984 romanında değişen ve belirli ideolojilere göre yeniden yazılan gerçekleri anımsatıyor. Bugün detalarına haiz olmafığımız her mesele yarın büsbütün gerçekliği değişmiş olarak karşımıza çıkabilir. Video ses ve daha bir çok tarihi vaka bile hiç olmadığı biçimlerde yeni nesillere aktarılabilir. Gerçek yeniden yazılabilir ve detaylandırılabilir. Bugün sanat damarlarının kopması edebiyatın itibarsızlaştırılması müziğin ucuz ve vasat hale getirilmesi ve son olarak insanların derin düşünce ve kavrayıştan el çekerek basit kavramlarla tüm hayatını idame ettirmesi işte buna işaret ediyor. Bana kalırsa insanlık kıskaca alınarak bir grup insanın mandasında yek bir fabrika olarak işletilmek isteniyor. Bu yüzden değerli olan ne varsa itibarsızlaştırılıyor. En basit örenkle geleceğim insanın ilkel duyum ve dürtülerini kullanarak şiir gibi üzerinde yüklü emek ve duygu isteyen bir işi nasıl tahtından ettiklerine bakalım. Önce ölçüyü serbest bırakmak suretiyle halkın eteğine indirildi. Herkes artık şiir yazabiliyordu çünkü basitti. Sonra sosyal medyada şiir yazanların güçsüz oldukları yönünde bir varsayım yaratıldı. Oysa hükümdarlar kılıçlarından kan damlayan insanların mahir olduğu bir ayrı mertebydi. Sonra beyni kulağından akmış bir kadına veya erkeğe şiir yazan şiir okuyan erkek küçümsemesi yaptırıldı ve soyatılar televizyonda çeşitli maskaralıklarla bunu saman adamı gerçekleştirdi ve sonunda Muallim Naci'nin asar-ı terakki asırların yükselişi olarak nitelediği şiir ele tutulmaz parya müsveddesi oldu. Biligist işte bunun için yaratıldı silikon vadisinin solucanları damarlarımızda zihnimizin en ücra köşelerinde dolanırken onların parazitlerini temizlesin diye. Şimdi bir grup insan bu da dış güçlerden bahsediyor diyerek meseleyi daraltacak ve basitleştirecek. Fakat hayır burada Amerikan Emperyalizminin ve kapitalizmin getirdiği açık bir durum var. Hızlı üret hızlı sat modeli bütün duraksama yaşama ve insana dair kıymetli ne varsa bir tarla sürer gibi yok etti. Bunun önüne geçilmez ve insanlık mutlak bir zaferi milyar dolarlık bir yatta viski içmek olduğu kanaatiyle yaşarsa hiçbir nükleer felaketin veremeyeceği bir zararı bu düşünce kalıbı insanlığa vermiş olacak. Bütün bunlar büsbütün benim paronayam da olabilir fakat bu konuda her zaman şu fikirle çalışırım; önce uç sonuç üretilir ve sonra budanır önce durumun en paronayak versiyonunu üretir sonra hangisinin gerçek anlamda olasılık olarak incelemeye değer olduğunu araştırırım. Elde kalan farklı varyasyonları değerlendirilmiş sonuç olarak makul kabul edilebilecek fikirler olur. Nitekim bazı fikirlerin gerçek anlamda kaçarı yoktur. Sanatın emek istemesi bir efor neticesinde sanatçının elinde sanata dönüşmesi endüstriyel reformların hızı getirdiğinde estetiği çok rahat gözardı etmesi gibi unsurlar kaçınılmaz olarak bir hakikattir çünkü olguların oluşumları gözle görülebilir niteliktedir. Bu konuda çağımızın sorusu daha önce hiç sorulma gereği duyulmamış bir soru olabilir. " insan odaklılık şart mı" bundan önce bu soru hiç sorulmadı çünkü insanın muhatabı insandı. Fakat günümüzde insan algoritmaya karşı sorumlu oldu. Şunu şu şekilde yaparsak algoritma bizi onaylar bu şekilde yaparsak algoritmada kazançlı çıkarız. Peki devamında ne olmasını bekliyoruz? Neden insan bir adım sonrasında yapay zekaya karşı sorumlu olmasın? Üstelik sorumluluk duyulan şey manipüle edilebilir bir yapı llm eğitim sırasında sizin nasıl davranmanız gerektiğini bir tür davranış mühendisliği ile belirleyebilir. Üstelik yapay zekanın bundan sonraki yıllarda görsel açıdan sosyal medyaya tam entegre olacağını düşünüyorum. İçerik üretimi hızlanıyor bu durumda olacak şey matrix tarzı sosyal medya oluşumlarıdır. Artık sıradan video insanlar için yetersiz ve tüketimi tatmin etmeyen bir araca dönüştü. Burada bu noktaya değineceğim li biligist normalde mimarisini bu şekilde hazırladı anlık render edilebilen bir sosyal medya ortamı düşüncesini bir nakış gibi işledim. Bu yönde çalışıyor olmamın temel sebebi ileride ne yaptığını bilmeyen ve insan hayatını algoritmalarla manipüle ederek olağan durumu bozarak insanların üzerinde tahakküm kuran devlerin bu seviyeye ulaşmadan seviyelerinde bulunmak. Bu düşüncemin temel sebebi insanı insan yapan hasletleri koruyarak bir sosyal alanın inşa edilmesi ve bütün meselenin çıkar hırsı olmadan yönetilebildiğini göstermek. Daha fazla erimeden toplum olarak sosyal medyaya entegre olma konusunda gerçek dünya ile net çizgilerle ayrışmalı. Bu konuda meta gibi şirketlerin daha önce metaverse fiyaskosunda canları hiç ummadıkları kadar yandığı için bu alanda gereğinden onlarca hatta yüzlerce kat temkinli hareket edecekleri de açık bir gerçek. Oysa mimari temelleri gerçek bir fikre gerçek bir kavrayışa dayanmayan bu yapılar nihayetinde insanın doyum noktasında çökmelidir. Facebook gibi düşünebiliriz bunu bir dönem bir kullanım dalgasına sahip olan facebook bugün çok çeşitli alternatiflerle karşı karşıya ve neredeyse kullanımı çok sınırlı hale geldi. Bunun sebebi doyum ve yeni arayışlar kısa vadeli hazzın kaçınılmaz sonudur bu durum.

Fazlalık olasılığının estetik sonuçları üzerine.

Üretim üzerine bahsedeceğimiz unsurlardan biri de toplulukların mikro üretimlerinin bir sonucu olarak, bütün üretim ve yaratım olasılıklarının benzersizliğini her adımda yitiriyor olmasıdır. Bu durum kalabalıkların bilgeliği olarak bildiğimiz kalabalıkların seçimlerinin ortalamasından doğru sonuç elde etme durumuna ne kadar benziyor. Örneğin mükemmel müziği düşünelim. Normalde bir insanın yapması belki de imkansızken milyonlarca insanın ürettiği müziğin ortalaması bu sonucu verebilir. Bu sonuç elbette üretilmez fakat yenilik olarak ismini koyduğumuz şey tam olarak bu homojen fikirler dağılımının tozlarından beslenen bir şey olmak zorundadır. Çünkü kalabalıklar her yaptıkları hatalı hatasız işlerle barındırdıkları doğruluk oranları bir şeyin ne kadar yeni olduğunu belirler. Şu an yazdığım yazının bulunduğu platformu ele alalım hiç yeni bir şey değil. Çünkü bütün parçaların doğruluk paylarından besleniyor. Ve bu şekilde kendi doğruluk yüzdesini oluşturuyor. Bunu insanlar kendi hayatlarına uyarlayabilir. Bütün eylemlerinizin içinde yanlış yüzdesinin yanında düşük veya yüksek doğru paraçları yer alır.

Eğer bütün eylemlerinizin doğrularını birleştirebilirseniz sizin için iyi veya istediğiniz durumu elde etmeniz kaçınılmaz bir durum olacaktır.

Fakat burada önemli bir nokta var. Bu doğru parçalarını bulabilmek için yanlış yapabilmeniz yanlış yapmaktan kaybetmekten korkmamanız gerekir çünkü doğru parçalarının oluşması yanlışı beraberinde getirir ve yanlış yapmamak adına doğrudan vazgeçilirse istenilen sonuç asla elde edilemez . Fakat işin analiz kısmını bir kenrara bıraktığımızda insan her zaman başka olasılıkları göz önünde bulundurur ve doğru kavramını tam anlamıyla yakalayamaz. Doğru olarak kabul edilen birçok durum bize göre doğrudur. Ne yaparsak yapalım bir yerde birilerine göre yanlış yapmışızdır. İşte burada insan hayatında iki farklı eylem türü giriyor. Bu eylem türleri üzerinde düşünmeyi en çok sevdiğim diğerkamlık ve yüceliktir. Bu eylemler kişinin bir başkası için fedakarane yapmış olduğu eylemler olarak genel bir tanımın parantezine alınabilir. Günümüzde sanırım gördüğümüzde sosyal medya malzemesi haline getirdiğimiz bu durumların aslında birer bencilliğe dönüştüğünü kabullenmek gerekiyor sanırım. Kendisinin iyi biri olduğunu

kanıtlamak gibi bir gaye tüm sosyal medya mecralarında seziliyor.

Bütün bunları bir yana bırakıp gerçekten neye estetik diyeceğimiz konusu ise tam olarak belirli koşullara sahip olmasının yanında çok öznel bir yargıdır. Nietzche bu konuda kelebek örneğini vererek bize bu durumun ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösterir. Bir kelebeğe karşı estetik duygularımızın etkisinde merhamet davranışımız beraberinde gelir fakat bir hamam böceği veya bir çekirgeye karşı aynı duyguları taşıyamayabilriz. Bu konuda aslında bir ek yapmak istiyorum ki o da şudur. Tam olarak biz bazı unusrların risk faktörlerini hesap ederiz ve drumu buna göre ele alıyor olabiliriz. Risk faktörü bu bahsi geçen etetiğin ileri durumlarının sonuçlarını hesap etmemizden kaynaklanıyor labilir. Bir çekirge salgını veya bir hamam böceği istilasını baz aladığımızda burada artık bir canlının beğeni konusu olması değil yaşam faktörünü ne derece etkilediği konuulmaya başlanır. İşte bu noktada bütün estetik algımız bir tür analitiğe indirgenir ve sonuç olarak estetik düşünmek istesek bile bunu güç yetiremeyiz. Burada anlatmaya çalıştığım şey sayının çokluğunun eststik üzerinde olan etkisini göstermeye çalışıyorum aslında. Çoğunluğun bize doğruyu vermesinin yanında bu noktada incelerken tanık olduğumuz gibi yok ettiği bazı durumların da söz konusu olduğunu bilmemiz gerekir.

Peki çıkar elde etmek neden bir estetik meselesi midir?

Bana kalırsa evet soyut bir estetiği besler. Estetik sadece bir nesneye değil genel olarak gözle görğlmeyen elle tutulmayan unsurlara da duyulabilir. Bunlardan biri toplum içi konumdur. Bunu tam olarak üzerinde deney yapabilecek ölçülerde gözlemleyemeyiz ancak sonuçlarından böyle bir kavram türetiriz. İnsanlar bir sanatçının eserinde olan hayranlığı taşır gibi insanın toplumda yarttaığı izlenime de estetik olarak bakabilir ve bunun estetiğini de düşünce konusu yapabilir.