yıl olmuş 2026

<teknoloji> <felsefe> yıl olmuş 2026 hala metin tabanlı forumlar açılıyor. insanlık aya gitti yapay zeka dünyayı değiştiriyor teknoloji her geçen gün yeni ürünler üretiyor falan diyen birine karşı ilk sözüm " haklısın teknoloji gidiyor fakat insanlığın bir yere gittiği yok" olurdu. yazmak ve okumak bir şeyi izlemek ve dinlemekten çok farklıdır. içerik üretmek veya bir durumu beyan etmek adına bir video çektiğinizde beynin en keskin fikir ve düşünceleri işleyemez çünkü artık tümüyle fikrin kendisine değil artık dış estetiğine de odaklanmak zorundasınız. oysa yazı sade ve minimum eforla fikri beyinden arayüze aktarır. o yüzden yazı mı kaldı insanlar video çekiyor editliyor gibi söylemlere hiç gelemem. insanlar kendi eğlenceleri için düşünce kalitesinden vazgeçiyor. bir hayvan için çok beklenen bir hareket fakat insan hayvanlar aleminden belirgin özellikleriyle ayrılalı çok uzun zaman oldu diye biliyordum. yanılmış olabilirim. yeni çağda aklını koruyanlar yazanlar ve okuyanlar olacaklar diğerleri akıllarının önemli bir bölümünü küresel devler için bir çıra misali yakacak.

bu başlıktaki diğer yazımlar

yıl olmuş 2026

<teknoloji> <mühendislik> elon musk uçan arabayı mühendis ekibiyle geliştirdi. aslında jet motorlarında kullanılan sıkıştırılmış havanın basınçla püskürtülmesi mekaniğine dayanıyor. tabi gerçek anlamda böyle bir gücü bir aracın kendi aküsünden idame ettirmesi şimdilik gerçek bir problem fakat adam uçan arabayı hedefledi ve bu hedefe doğru somut adımı attı. aslında komresör teknolojisinin iyi düşünülmesi çok daha pratik ve pragmatik araçların yaratılmasına olanak tanıyabilir. yıl olmuş 2026 arabalar uçmamıştı onlar da ufaktan yükselmeye başladı. tam 1980 bilim kurgu piyasasını yaşıyoruz şu an.

santral adlı yazarın diğer yazımları

emeklilik sisteminin sonu

<ekonomi> emekliliğin sonu son elli yılda gelmese bile devlet artık bu süreci finanse edebilecek durumda olmayabilir. zira z kuşağı eski kuşağın çalışıp edindiği mülkü edinmesi oldukça zor bunun getirisi çalışma hayatında yeterince aktif olunmaması olacak ve emeklilerin en etken finansörü devletin kasası olduğu anda devlet durumu emekli maaşlarını eriterek bulacaktır. seçim arefesinde devlet emekliye kasasından bir miktar göz boyama miktarını verecek olsada ne hükümet ne de devlet bunu finanse edemez. zaten mantıklı bir yaklaşım da değil. bunun yanında sadece emeklilik yok sağlık sektörü de ek bir maliyet yaratıyor. amerika avrupa bu durumu biraz daha tolote edebilir çünkü zaten sağlık sektörü çok verimli değil özel yapılanma kabul görmüş biz de devlet hastanaesi sistemi var. bunun sonucu olarak devlet muhtemelen doktor barınıdırmama veya özele yönlendirme yollarına gidecektir. veya ufaktan maliyetler değişecek ve yük dengeleme yapılmaya çalışılacaktır. yani her yolun kapandığı gibi z kuşağına emeklilik yoluda kapanmış oluyor. emekli maaşları asgari ücreti geçmez muhtemelen üç beş anca artırır devamında artırım sözü verilir ve geçiştirilir fazla bir şey beklememek lazım anlayacağınız.

Asya lanmaoa

<biyoloji> <psikoloji> <mantarlar>

insanların cüce insanlar görmesine sebep olan mantar lanmaoa asiatica. daha önce fransa da yaşanan lsd çavdar mahmuzu olayını aklıma getirdi. köylü birden çavdar mahmuzu olarak adlandırılan mantarın bulaştığı tahıl ekmeğini yiyince köy birden akıl sağlığını yitirmişti. konuyla ne ilgisi var bilmiyorum bilgi olsun diye ekledim. psikoaktif bileşiği bulamamışlar henüz. spesifik olarak cüce insanlar gördürmesi beynin özel bir bölmesini harekete geçiriyor olmalı muhakkak.

Binance

<teknoloji> <siber_güvenlik> <borsa> başlığı aslına bakılırsa binance soygunu olarak açacaktım fakat düz yazdım. öncelikle saldırının kaynağı kuzey kore olduğu düşünülüyor. basit bir iş değil zira binance çok iyi finanse edilen güvenlik sistemlerine sahip. bu zararı muhtemelen karşılayacaklardır çünkü yapısı gereği aracı kurumlar özellikle bitcoin sistemlerinde komisyon ücretleriyle zaten fazlasıyla kazanıyorlar bunun yanında bnb ve diğer mevduat sistemleriyle beraber bu para çok dokunan bir meblağa değil. fakat itibar olarak saldırıya açık olduğunu gösterdi. yine burada tahminim insani bir gevşeme ve zaafiyetten kaynaklanıyordur. bazen bazı şeyleri aman canım deriz o kadar da ileri gitmez. fakat her zaman o kadar da ilerisi vardır. bir kaç hacker'in azmine ve bir anlık dalgınlığa bakar.

yapay zeka girişimleri

<teknoloji> <yapay_zeka> yapay zekayı sunucuda çalıştırmak helede kullanıcı bazında kullanım düşündüğümüzde çok maliyetli bir süreç. bunu kendi yerel suncuularımızda çalıştırdığımızı düşünürsek bu sefer hız problemleri bakım maliyetleri gpu ömrü ve kesintisiz jeneratörlü sistemler devreye girmesi gerek. abonelik modelleri ise başlı başına bir bağımlılık ve kaynak gerektiriyor. bu noktada işin yatırım yapılabilir tarafının kalması adına bir yol olmalı. bu yolu dev modeller her geçen gün kapatıyorlar çünkü yapay zeka alt tabanında kurulan girişimler işin mutfağına girmedikleri sürece ve burada agresif bir farklılaşma yürütmedikleri sürece büyük modeller bu ufak griişimleri yutacaktır.

peki işin mutfağına girsek ne olacak?

burada mühendsilik olarak işi ve işleyişi tabanından değiştirecek bir modelle gelmiyorsanız gelir akışı sağlanamaz ve iş gelir gider olarak hesaplanır. yani agresif bir abonelik modeli sunarsınız ve giderleri sistemin kendisi karşılar veya yatırım kaynaklarınız bu yapıyı ilk etapta geri dönüş beklemeyerek besler. aslında bu alt girişimlerle ilgili değil şu an genel olarak yapay zeka girişimlerinin yürüttüğü politika bu tam olarak. gelir giderleri ucu ucuna karşılıyor hatta çoğu zaman gider kalemi çok daha büyük durumda. bu yapılar batmıyorlar çünkü buna metaverse etkisi diyeceğim. geleceğin teknolojisi olarak görüldüğü için kitleler ve yatırımcılar tarafından inanılmaz ölçekte fonlanıyorlar.

burada yapay zeka girişimi olarak satacağınız her şeyin üzerini dev modeller yayılarak örtecekler fakat yine burada bir istisna daha bulunuyor. eğer modeller alt girişimleri api balarıyla kendi kaynaklarını dağıtır ve ufak noktalara erişimi durdururlarsa. yani kasıtlı olarak küçük noktalara ilerlemezlerse bu durumda bir yapay zeka girişimi olanağı doğar. aksi halde bütün girişimler bugün basit bir revizyonla büyük şirketlerce yapılabilir durumda. biligist şu an için aklıma gelen en mantıklı işti sanırım. çünkü artık bilgiye erişime gibi bir probelmeimiz neredeyse sıfırlandığı bir dünyada geriye insani görüşler ve analiz yorumlar kalıyor. o yüzden muhtemelen ileride bir sözlükten çok bir fikir ve değerlendirme kütüphanesi gibi bir oluşum olabilir. biligist bilgi konusunda ekşisözlük veya genel internet stackoverflow ile yarışamaz. bunlar genel bağlamda bilginin en geniş kaynakları olarak ele alınabilir. belki genel global içerik bazında biligist algoritmasını doğru yönde kurmuş olabilir o kadar. bu yüzden amacımız ham bilgi değil bilgiyi çevreleyen etmenleri ele almak olacak.

konumuza dönersek genel olarak insanların beklediği yapay zeka mı değil mi değil ise bu devirde boşa uğraşılmış mantığı aslında yerinde bir mantık değil. çünkü verimli sonuçlar getirmiyor. basit bazı illuzyonlardan başka değerli bir girişim dahası devler tarafından kolayca yutulma olanağı olmayan bir girişim sunması oldukça zor alt girişimlerin. burada ayrıca açık kaynak dünya hızla büyüyor. bu durumda kullanıcının parayla satarak döndürmeye çalıştığı bir girişim her gün kopyalanma riskiyle karşı karşıya kalacak ve abonelik karşısında daha agresif planlar yürütmek zorunda kalınacak.

fakat biligist olarak elbette temel mühendislik yapılarında farklılaşacağımız noktalar olacak bunlardan bazıları render motorları bazıları siber bağımsız güvenlik yapılanmaları üzerine kuruluyor. fakat henüz kullanıcımıza sunabileceğimiz açık bir değerimiz olmadığını da itiraf etmem gerekiyor. bu konunun burada ele alınıp tartışılması için bu başlığı açmış bulundum.

içgüdüsel doğruluk

<felsefe> <psikoloji> insan ömrünün tümünde bazı hatta bir çok davranışını içgüdüsel olarak yapar. dürtüsel hareketler zamanla bizim tarafımızdan verilmiş kararlarhalini alırlar. bu yüzden insan iradesi daha sayılabilecek bir çok sebepten tartışmalı bir konudur. insan gerçekten iradesi olan seçim yapan bir varlık mıdır. yoksa irade sadece bir kılıf mıdır?

bütün bunlara cevap bulmak için pek çok insan uzun süreler boyunca düşünmüştür fakat burada söylenecek ve neredeyse emin olduğumuz bir nokta var ki içgüdüler kararlarımızın sahibi diyemesek bile üzerlerinde önemli etkilerinin bulunduğunu inkar edemeyiz.

peki canlılığın istekleri ve insanlığın istekleri birbirlerinden ne kadar farklıdır. insan bazı durumlarda ölümü yaşama tercih edebilen bir canlıdır. canlılıktan bildiğimiz kadarıyla canlılar her koşulda yaşamaya odaklıdır. fakat insan burada farklılaşabiliyor. seçimlerini hayatta kalmanın tam aksine doğru yapabiliyor.

burada bahsedeceğim şey aslında bireyin psikolojik serüveni değil kalabalıkların bilgeliğinden kaynaklı bir incelemeyi içgüdülerden elde edebilir miyiz? sorusu. kalabalıkların bilgeliği şudur. kalabalık bir insan grubuna bir fanus içinde ne kadar bilye olduğunu sorup sonra gelen istatistiğin ortalamasını alırsanız yaklaşık bilye sayısını bulursunuz. peki bu durum insanların içgüdülerinin toplamına uyarlanırsa durum ne olur. milyonlarca insanın insanlık hakkında düşüncelerini ve olası sonuçlar hakkında tahminlerini alıp bunları bir dizi parametrelere dönüştürerek ortalamsını alırsak ne çıkar. hangi parametreye yakın bir sonuç buluruz.

bu noktada ilginç olacak şey deneyin ne sonuç verdiği değil sanırım ilginç olan insanın dışında bir aklın yapay zekadan da önce var olması. buna tanrı diyebilir miyiz bilmiyorum spinozanın panteizmi gibi yorumlanabilir belki fakat etrafımızı homojen biçimlerde çevreleyen bir akıl ve karar mekanizması var. dikkatimi çeken ise genel bağlamda bir içgüdüye sahip değil onun içgüdüsü tam olarak evrenin temel bazı yasalarından kaynaklanıyor. dizilim ve oluşumların beraberinde taşıdıkları veri bir noktada o kadar sıralı ve alışılageldik tekrarlanıyor ki sonunda bir parça gibi görülebiliyor. içgüdüsel doğruluk doğru olduğu kitlelerce hissedilen bir şeyin doğru olma olasılığının oranını aramak denilebilir sanıyorum.

belirtmem gerekiyor ki biligist bir tanım girme aracı değil tanımları yeniden yapabilme cesaretini gösterme aracıdır. o sebeple düşüncelerin uç noktalara değinmesi ve net sonuçlar vermiyor olması burada sakınca değil aranılan şeydir. internet zaten yeteri kadar tanım barınıdırıyor burada yeni tanım ve analizlere ihtiyaç var. bu yüzden agresif bir reklam stratejisi yürütmüyoruz. biligist acele etmeyen nadir olanı arayan sıradanlıktan hiç hoşlanmayan bir kitleye sahip olsun istiyoruz.