<felsefe>

8 yazım

öteki dillerde: <Philosophie> · <Philosophy> · <Filosofía> · <Philosophie> · <Filosofia> · <Filosofia>

ai insanı aptallaştırıyor

<felsefe> <tarih> <biyoloji> evrimsel olarak insan dahası sapiens dediğimiz bu canlıya çok yükleniyoruz arkadaşlar. aslında kendi görevi olmayan durumları savaşlar ve çeşitli karşılıklı atışmaların sonucunda bu seviyeye getirdi ve daha basit olan artık değersiz hızlı üretilebilien ve sunulabilen iştahlı bir kalabalığı besleyecek unusurlar aranıyor. yani insanı aptallaştırdı demeyelim de aslında insan gereğinden fazla mı zeki olmaya çalıştı. insanın normalini nasıl belirliyoruz tam olarak. bu yüzden insaı aptallaştırdı denilemez sadece insan artık hafızasında bilgiyi tüm detaylarıyla turmak zorunda değil. bunu kağıdın icadına benzetebilriz. kağıt icad edildiğinde tepki görümştü çünkü insanlar artık kağıtlara güvenecekler yanıp gittiğinde bilgi de beraberinde uçup gidecek fikri vardı. sonuç olarak bilgi uçup gitmedi ve bütün medeniyet kağıtla ilerledi gelişti ve yükseldi. sonuç olarak ai için benzer durumlar söz konusu aslına bakarsanız. internet olmadığında hafızamız gitmiş gibi görünebilir fakat dünya artık internet merkezli ve günden güne kablo türü bağımlılıklardan kurtuluyoruz. artık internetin erişimini kaybetmemiz söz konusu oluşu veya erişim maliyetlerimiz bu sektörde dönen kazanç ve gereklilik baz alındığında gittikçe düşecektir. yani yapay zeka insanı aptallaştırmıyor sadece daha fazlası için bir basamak olma yolunda yapılanıyor.

içgüdüsel doğruluk

<felsefe> <psikoloji> insan ömrünün tümünde bazı hatta bir çok davranışını içgüdüsel olarak yapar. dürtüsel hareketler zamanla bizim tarafımızdan verilmiş kararlarhalini alırlar. bu yüzden insan iradesi daha sayılabilecek bir çok sebepten tartışmalı bir konudur. insan gerçekten iradesi olan seçim yapan bir varlık mıdır. yoksa irade sadece bir kılıf mıdır?

bütün bunlara cevap bulmak için pek çok insan uzun süreler boyunca düşünmüştür fakat burada söylenecek ve neredeyse emin olduğumuz bir nokta var ki içgüdüler kararlarımızın sahibi diyemesek bile üzerlerinde önemli etkilerinin bulunduğunu inkar edemeyiz.

peki canlılığın istekleri ve insanlığın istekleri birbirlerinden ne kadar farklıdır. insan bazı durumlarda ölümü yaşama tercih edebilen bir canlıdır. canlılıktan bildiğimiz kadarıyla canlılar her koşulda yaşamaya odaklıdır. fakat insan burada farklılaşabiliyor. seçimlerini hayatta kalmanın tam aksine doğru yapabiliyor.

burada bahsedeceğim şey aslında bireyin psikolojik serüveni değil kalabalıkların bilgeliğinden kaynaklı bir incelemeyi içgüdülerden elde edebilir miyiz? sorusu. kalabalıkların bilgeliği şudur. kalabalık bir insan grubuna bir fanus içinde ne kadar bilye olduğunu sorup sonra gelen istatistiğin ortalamasını alırsanız yaklaşık bilye sayısını bulursunuz. peki bu durum insanların içgüdülerinin toplamına uyarlanırsa durum ne olur. milyonlarca insanın insanlık hakkında düşüncelerini ve olası sonuçlar hakkında tahminlerini alıp bunları bir dizi parametrelere dönüştürerek ortalamsını alırsak ne çıkar. hangi parametreye yakın bir sonuç buluruz.

bu noktada ilginç olacak şey deneyin ne sonuç verdiği değil sanırım ilginç olan insanın dışında bir aklın yapay zekadan da önce var olması. buna tanrı diyebilir miyiz bilmiyorum spinozanın panteizmi gibi yorumlanabilir belki fakat etrafımızı homojen biçimlerde çevreleyen bir akıl ve karar mekanizması var. dikkatimi çeken ise genel bağlamda bir içgüdüye sahip değil onun içgüdüsü tam olarak evrenin temel bazı yasalarından kaynaklanıyor. dizilim ve oluşumların beraberinde taşıdıkları veri bir noktada o kadar sıralı ve alışılageldik tekrarlanıyor ki sonunda bir parça gibi görülebiliyor. içgüdüsel doğruluk doğru olduğu kitlelerce hissedilen bir şeyin doğru olma olasılığının oranını aramak denilebilir sanıyorum.

belirtmem gerekiyor ki biligist bir tanım girme aracı değil tanımları yeniden yapabilme cesaretini gösterme aracıdır. o sebeple düşüncelerin uç noktalara değinmesi ve net sonuçlar vermiyor olması burada sakınca değil aranılan şeydir. internet zaten yeteri kadar tanım barınıdırıyor burada yeni tanım ve analizlere ihtiyaç var. bu yüzden agresif bir reklam stratejisi yürütmüyoruz. biligist acele etmeyen nadir olanı arayan sıradanlıktan hiç hoşlanmayan bir kitleye sahip olsun istiyoruz.

ai insanı aptallaştırıyor

<felsefe> <teknoloji> <yapay_zeka> aslında bir çok şeyi hala bizim yerimize daha iyi yapan bir makine yok. yapay zeka spesifik hetorojen belirgin problemleri çözebilir. çünkü hızlı karşılaştırmalı analiz yapar. bunu tokenizasyon ile yapar yani benzer tokenleri eşleyerek olası sonucu çıkartır. bu durumla beraber bu yapay zekayı hesap makinesi entegreli arama motoru yapıyor. eğer merakınız uzay nerede gibi bir şey değilse zaten yapay zeka size yetmeyecektir endişe etmeyin. çözülmesi gereken problemler hala var ve gün geçtikçe problemleri daha hızlı çözmemizin yanında daha fazla problem üretiyoruz.

bunlardan biri oto-tarım tesisleri mesela. dahası konuyu direkt sonuca bağlayacağım çünkü burası çalışma alanı değil.

insanın beslenme barınma gelecek ve eğitim kaygıları olmasaydı ve bunun karşılığında insan istirahat halinde bir durumla düşünmeye koyulsaydı durum ne olurdu?

işte kaçınılmaz gelecek bu. insan refah düzeyini o kadar yükseltecek ki çalışması veya aktif üretim bandının bir parçası olması gerekmeyecek.

bunu şu varsayımla söylüyorum. bugün normal olarak karşıladığımız bir çok şey geçmişin krallarında bile yoktu. fakat bilim ve beraberinde gelen pragmatizm refah düzeyinin alt sınırını çılgın biçimde yükseltti. bu devam edecek, alt taban daha yukarı çıkacak ve sonunda insanın üretim bandının bir parçası olamayacak kadar önemli olduğu bir dünyaya. gözlerimizi açacağız.

buraya kadar bir sorun yok sorun şu; eğer bu döneme gelindiğinde insan entelektüel ve bilişsel olarak hazır değilse, düşünme kalitesi ve yaratma gücü bakımından doygunluğa ulaşmış yaratımı gerçekleştiremeyince süreci kendisini aptallaştırarak yaratıcı düşüncenin gereksinimini ortadan kaldırırsa sonuç olarak bir çözüm bulmuş olur. fakat çözüm olarak getirdiği bu sonuç ( ki bugün içerik üreticilerinin yaptığı şey bu ) insanın gelişme ve yükselme devrini çok çok uzun bir duraklama evresine sokacaktır.

o zaman gelecekte o refah seviyesi yüksek adamı felsefe bilim sanat üzerine düşünen biri olarak değil karşısında veya kafasında bir ekranla ağzının yanından salya akarak gülen biri olarak düşünebiliriz.

ne yapacağız

<felsefe> <sosyoloji>

işte biligist'in temel manifestosu budur. bunun üzerine kuruludur. kişinin kendisinden ibaret olmadığı toplumda bireyin yalnızlaşmadığı çıkar için insanların savaşmak zorunda kalmadığı. aptallığı parlatan kitlelerden olmadan kendi toplumunu ve çevresini düşünerek kendi hayatının idamesi için kendi çıkarlarını gözetmekle birlikte çevresinin çıkarlarını da ahlaki ve ölçülü biçimde gözeten insanlığın ortak mirasına olumlu bir katkı sunmak için düşünen insana biligist. bunun yapılış biçimine de biligizm dahası bilgicilik denir. bir kuşakta dahi öğrenilen bir bilgiyi hazmedip sonraki kuşağa devredebilen canlıdır insan. bu yüzden dünyanın mutlak hakim gücü olabilmiştir. bu ortak miras ortak bilim ve bilgi havuzu insanlığı yanlışlarından döndürmüş hastalıklardan kurtarmıştır. tabi bazen bu havuzun rengi bulanmıştır ve bu sebeple çeşitli hastalıklar toplulukları felç etmiştir. fakat doğruluğa karşı insanın istemsiz arayışı bu havuzu her zaman temizlemeyi başarmıştır. bugün gelişmenin ve girişim savaşlarının getirdiği altta kalan ezilsin modelini elimizin tersiyle iterek topluluğa faydası homojen dağılan faydalı işler ve atılımlar için biligist çalışacak.

ne yapacağız

<felsefe> <psikoloji> 15 yaşımda kimse bana ne yapacağımı söylemesin diyen ben 23 yaşımda biri allah rızası için ne yapacağımı söylesin diyen bene evrildi. şimdi ise gördüm ki herkes benim ne yapacağımı değil sadece, kendisinin ne yapacağını da bilmiyor. öğrenmeye çalışırken bitiriyor ömrünü insan. ne yapacağız ne yapacağız diyerek ömür bitiyor. ne yapmayacağımıza dair çok kesin örnekler vardır. etik ahlak gerek dini gerek felsefi açıdan ne yapmamamız gerektiğini bize söyler. yapacaklarımız ise kendimiz için ve başkası için olmak üzere iki sınıfa ayrılabilir. rahat bir vicdan için başkası için bir şeyler yapacağız rahat bir yaşam için kendimiz için bir şeyler yapacağız. burada birinden biri dengesini kaybettiğinde pişman olma olasılığımız yüksektir. fakat başkası için yapılmış bir işin pişmanlığında kişi kendini daha kolay teskin eder. bencil eylemler sonunda hayatın rengini yok eder. hayatta bizden başkasının da var olduğunu bizi rahatsız ederek iğneleyerek sürekli hatırlatır. gerek yok bunun için en makul çözüm insanlığın ortak mirasına topu atmaktır. çalış faydan dokunsun zaten bu mirasa katkı sağlayan bu hazineden ya ölü ya diri payını elbet alır.

varlık yaratma yöntemleri

<felsefe> <sosyoloji> öncelikle varlığı yalnızca nakdi bir kaynak olarak görmemek gerekir. varlık; durumları ve olayları değerlendirme ve yorumlama biçimimiz, yaptığımız analizler ve zamanla kazandığımız bakış açısı olarak tanımlanmalıdır. nitekim çok büyük sermayeleri batıran insanlara tanık olduğumuz gibi, küçük birikimlerden büyük sermayeler yaratan insanları da görürüz. burada bazı faktörler bir motor görevi görür. evet, bu motor çoğunlukla aile, çevre olanakları ve ağ (network) olarak tanımlanabilir. ancak tüm bu faktörlerin ötesinde göz ardı edilmemesi gereken hayati bir nokta vardır: varlığın ne yönde geliştiği ve kimin için yaratıldığı.

​şayet kişi varlığını yalnızca maddi kaynaklara bağlarsa, günün sonunda kimsenin ne işe yarayacağını tam olarak kestiremediği bir birikim seti ortaya çıkar. bu durum, ilk kuşakta oluşan varlığın sonraki kuşaklarca heba edilmesinin önünü açar. fakat varlık; maddi boyutunun yanı sıra bilgiyi ve bu bilginin işleyiş biçimlerini de içeriyorsa —yani varlığı oluşturan unsur bir yöntem/süreç ise ve bu süreç varlıkla birlikte korunmuşsa— işte o zaman varlık, sadece bir mülk seti olmaktan çıkıp toplum için faydalı bir değer haline gelir.

​şahsi kanaetime göre zenginleşmenin tek bir haklı gerekçesi olmalıdır: toplum genelinde refahın sağlanmasına katkıda bulunmak; bilgi edinme, işleme ve özümseme eylemlerinin sürekliliğini toplum içinde teminat altına almak. canlılar besini her zaman bulurlar; dahası, onu bulabilecek biçimde evrilmişlerdir. ancak bilginin ve özgün düşüncelerin kuşaklar arası aktarımı, gerçek varlık değeridir. çünkü bu durum varlığı korumakla kalmaz, onu faydalı bir forma dönüştürür. en karanlık dönemlerde bile bilgiye ve bilgeliğe sarılarak ilerlemek, en vahşi toplulukları dahi aydınlığa çıkarır.

​bunun en bariz örneklerinden biri batı medeniyetidir. şüphesiz ki ticari hacimleri artarken bilgi birikimleri aynı oranda artmamış olsaydı, medeniyetleri birkaç yüzyıl içinde kaba kuvvete dayalı bir saltanata dönüşür ve yok olurdu. nitekim osmanlı da bu duruma açıklayıcı bir örnektir: kaba kuvvet güçlenirken bilgi kuvveti ona yetişemeyince kaçınılmaz olan yaşanmış; kaba kuvvet, bilgi ile bilek gücünü denk tutanların karşısında zamanla erimiştir.

​bugün benzer bir senaryo yeniden karşımızda şekillenmektedir. yapay zekâ büyük bir yeniliktir; ancak bilgiyi edinme, onu özümseme, kararlarımızı bu bilgi birikimiyle verip veremediğimiz ve bilgiyi ne derece taşıyabildiğimiz unsurları, bilginin sadece yaygın ve var olmasından daha az önemli değildir.

​ne var ki toplum, hızlı sonuç vermesi sebebiyle mal varlığına bilgi ve bilgelik kaynaklarından daha fazla değer vermektedir. uzun vadede bu anlayış; bireyleri, onların yakın çevrelerini ve nihayetinde toplum dediğimiz yapıyı, kaba kuvvet toplayan sığ insanların hüküm sürdüğü basit yaşam alanlarına dönüştürecektir. bu toplumlar, bilgi ve gücü dengede yürütenler karşısında önemsiz birer figür seviyesinde kalmaya mahkûmdur.

​zaman faktörü bu sonucu kimin göreceğini değiştirebilir; fakat nihai sonucu asla değiştiremez. görseldeki örnek de bilginin bir varlık değeri olarak görülmeyip entelektüel birikimin hiçe sayılmasına açık bir kanıttır.

insan vs makine

<felsefe> <tarih> <teknoloji> biz olaylara hep insanın çalıştığı tarım toplumu gözünden bakıyoruz. çünkü başka standart model elimizde yok. oysa bir an durup yeniden herşeyi en baştan modelleyebilir ve insanın sadece yaşamak ve düşünmek için var olduğu bir dünya kurgulayabiliriz. bu söylemler tehlikeli fakat kazanma hırsıyla insanın yaptıkları yapabilecekleri bundan çok daha tehlikeli. bu konuda ağır bir bekleyiş ve sonuç izlemesi yapacağız insanlık olarak belki de cesur yeni dünya

bağlamında bir şeyle karşılaşırız. belki hiç o günleri görmeyiz bilemeyiz

yıl olmuş 2026

<teknoloji> <felsefe> yıl olmuş 2026 hala metin tabanlı forumlar açılıyor. insanlık aya gitti yapay zeka dünyayı değiştiriyor teknoloji her geçen gün yeni ürünler üretiyor falan diyen birine karşı ilk sözüm " haklısın teknoloji gidiyor fakat insanlığın bir yere gittiği yok" olurdu. yazmak ve okumak bir şeyi izlemek ve dinlemekten çok farklıdır. içerik üretmek veya bir durumu beyan etmek adına bir video çektiğinizde beynin en keskin fikir ve düşünceleri işleyemez çünkü artık tümüyle fikrin kendisine değil artık dış estetiğine de odaklanmak zorundasınız. oysa yazı sade ve minimum eforla fikri beyinden arayüze aktarır. o yüzden yazı mı kaldı insanlar video çekiyor editliyor gibi söylemlere hiç gelemem. insanlar kendi eğlenceleri için düşünce kalitesinden vazgeçiyor. bir hayvan için çok beklenen bir hareket fakat insan hayvanlar aleminden belirgin özellikleriyle ayrılalı çok uzun zaman oldu diye biliyordum. yanılmış olabilirim. yeni çağda aklını koruyanlar yazanlar ve okuyanlar olacaklar diğerleri akıllarının önemli bir bölümünü küresel devler için bir çıra misali yakacak.