<felsefe> <psikoloji> insan ömrünün tümünde bazı hatta bir çok davranışını içgüdüsel olarak yapar. dürtüsel hareketler zamanla bizim tarafımızdan verilmiş kararlarhalini alırlar. bu yüzden insan iradesi daha sayılabilecek bir çok sebepten tartışmalı bir konudur. insan gerçekten iradesi olan seçim yapan bir varlık mıdır. yoksa irade sadece bir kılıf mıdır?
bütün bunlara cevap bulmak için pek çok insan uzun süreler boyunca düşünmüştür fakat burada söylenecek ve neredeyse emin olduğumuz bir nokta var ki içgüdüler kararlarımızın sahibi diyemesek bile üzerlerinde önemli etkilerinin bulunduğunu inkar edemeyiz.
peki canlılığın istekleri ve insanlığın istekleri birbirlerinden ne kadar farklıdır. insan bazı durumlarda ölümü yaşama tercih edebilen bir canlıdır. canlılıktan bildiğimiz kadarıyla canlılar her koşulda yaşamaya odaklıdır. fakat insan burada farklılaşabiliyor. seçimlerini hayatta kalmanın tam aksine doğru yapabiliyor.
burada bahsedeceğim şey aslında bireyin psikolojik serüveni değil kalabalıkların bilgeliğinden kaynaklı bir incelemeyi içgüdülerden elde edebilir miyiz? sorusu. kalabalıkların bilgeliği şudur. kalabalık bir insan grubuna bir fanus içinde ne kadar bilye olduğunu sorup sonra gelen istatistiğin ortalamasını alırsanız yaklaşık bilye sayısını bulursunuz. peki bu durum insanların içgüdülerinin toplamına uyarlanırsa durum ne olur. milyonlarca insanın insanlık hakkında düşüncelerini ve olası sonuçlar hakkında tahminlerini alıp bunları bir dizi parametrelere dönüştürerek ortalamsını alırsak ne çıkar. hangi parametreye yakın bir sonuç buluruz.
bu noktada ilginç olacak şey deneyin ne sonuç verdiği değil sanırım ilginç olan insanın dışında bir aklın yapay zekadan da önce var olması. buna tanrı diyebilir miyiz bilmiyorum spinozanın panteizmi gibi yorumlanabilir belki fakat etrafımızı homojen biçimlerde çevreleyen bir akıl ve karar mekanizması var. dikkatimi çeken ise genel bağlamda bir içgüdüye sahip değil onun içgüdüsü tam olarak evrenin temel bazı yasalarından kaynaklanıyor. dizilim ve oluşumların beraberinde taşıdıkları veri bir noktada o kadar sıralı ve alışılageldik tekrarlanıyor ki sonunda bir parça gibi görülebiliyor. içgüdüsel doğruluk doğru olduğu kitlelerce hissedilen bir şeyin doğru olma olasılığının oranını aramak denilebilir sanıyorum.
belirtmem gerekiyor ki biligist bir tanım girme aracı değil tanımları yeniden yapabilme cesaretini gösterme aracıdır. o sebeple düşüncelerin uç noktalara değinmesi ve net sonuçlar vermiyor olması burada sakınca değil aranılan şeydir. internet zaten yeteri kadar tanım barınıdırıyor burada yeni tanım ve analizlere ihtiyaç var. bu yüzden agresif bir reklam stratejisi yürütmüyoruz. biligist acele etmeyen nadir olanı arayan sıradanlıktan hiç hoşlanmayan bir kitleye sahip olsun istiyoruz.