<felsefe> <sosyoloji> öncelikle varlığı yalnızca nakdi bir kaynak olarak görmemek gerekir. varlık; durumları ve olayları değerlendirme ve yorumlama biçimimiz, yaptığımız analizler ve zamanla kazandığımız bakış açısı olarak tanımlanmalıdır. nitekim çok büyük sermayeleri batıran insanlara tanık olduğumuz gibi, küçük birikimlerden büyük sermayeler yaratan insanları da görürüz. burada bazı faktörler bir motor görevi görür. evet, bu motor çoğunlukla aile, çevre olanakları ve ağ (network) olarak tanımlanabilir. ancak tüm bu faktörlerin ötesinde göz ardı edilmemesi gereken hayati bir nokta vardır: varlığın ne yönde geliştiği ve kimin için yaratıldığı.
şayet kişi varlığını yalnızca maddi kaynaklara bağlarsa, günün sonunda kimsenin ne işe yarayacağını tam olarak kestiremediği bir birikim seti ortaya çıkar. bu durum, ilk kuşakta oluşan varlığın sonraki kuşaklarca heba edilmesinin önünü açar. fakat varlık; maddi boyutunun yanı sıra bilgiyi ve bu bilginin işleyiş biçimlerini de içeriyorsa —yani varlığı oluşturan unsur bir yöntem/süreç ise ve bu süreç varlıkla birlikte korunmuşsa— işte o zaman varlık, sadece bir mülk seti olmaktan çıkıp toplum için faydalı bir değer haline gelir.
şahsi kanaetime göre zenginleşmenin tek bir haklı gerekçesi olmalıdır: toplum genelinde refahın sağlanmasına katkıda bulunmak; bilgi edinme, işleme ve özümseme eylemlerinin sürekliliğini toplum içinde teminat altına almak. canlılar besini her zaman bulurlar; dahası, onu bulabilecek biçimde evrilmişlerdir. ancak bilginin ve özgün düşüncelerin kuşaklar arası aktarımı, gerçek varlık değeridir. çünkü bu durum varlığı korumakla kalmaz, onu faydalı bir forma dönüştürür. en karanlık dönemlerde bile bilgiye ve bilgeliğe sarılarak ilerlemek, en vahşi toplulukları dahi aydınlığa çıkarır.
bunun en bariz örneklerinden biri batı medeniyetidir. şüphesiz ki ticari hacimleri artarken bilgi birikimleri aynı oranda artmamış olsaydı, medeniyetleri birkaç yüzyıl içinde kaba kuvvete dayalı bir saltanata dönüşür ve yok olurdu. nitekim osmanlı da bu duruma açıklayıcı bir örnektir: kaba kuvvet güçlenirken bilgi kuvveti ona yetişemeyince kaçınılmaz olan yaşanmış; kaba kuvvet, bilgi ile bilek gücünü denk tutanların karşısında zamanla erimiştir.
bugün benzer bir senaryo yeniden karşımızda şekillenmektedir. yapay zekâ büyük bir yeniliktir; ancak bilgiyi edinme, onu özümseme, kararlarımızı bu bilgi birikimiyle verip veremediğimiz ve bilgiyi ne derece taşıyabildiğimiz unsurları, bilginin sadece yaygın ve var olmasından daha az önemli değildir.
ne var ki toplum, hızlı sonuç vermesi sebebiyle mal varlığına bilgi ve bilgelik kaynaklarından daha fazla değer vermektedir. uzun vadede bu anlayış; bireyleri, onların yakın çevrelerini ve nihayetinde toplum dediğimiz yapıyı, kaba kuvvet toplayan sığ insanların hüküm sürdüğü basit yaşam alanlarına dönüştürecektir. bu toplumlar, bilgi ve gücü dengede yürütenler karşısında önemsiz birer figür seviyesinde kalmaya mahkûmdur.
zaman faktörü bu sonucu kimin göreceğini değiştirebilir; fakat nihai sonucu asla değiştiremez. görseldeki örnek de bilginin bir varlık değeri olarak görülmeyip entelektüel birikimin hiçe sayılmasına açık bir kanıttır.