<teknoloji> <tv> <ayar> kannalar 21 76 arası atlıyor bazen. geçen gün babam baktım televizyonla uğraşıyor dedim bir bakayım. aradık taradık ayarını bulamadık aramayın diye yazıyorum. digitürk kanal listesini uydudan güncelliyor ayarlardan yapabileceğiniz birşey yok bu durumda. beklerseniz kendiliğinden düzelir yok acele lazımsa digitürk aranıp yeni liste yollamasını isteyebilirsiniz. yine de denemedim ama sonuç alacağınızı sanmıyorum idareten tuş takımıyla 21 76 arası kanallara erişebilirsiniz.
digitürk
sonfeylesof adlı yazarın diğer yazımları
yapay zeka üretimi insan tipolojisi
<biyoloji> <teknoloji> <yapay_zeka> <tipoloji> yapay zeka tarafından üretilen insan çizimlerinde yeni bir standart insan modeli doğmaya başladı. buna aşinayız aslında sosyal medyanın yarattığı ideal insan tanımlarından. fakat artık görsel olarak da insan yavaş yavaş yapay zekanın üretimlerinin ideal olduğunu düşünmeye başlayabilir ve kitleler bilgisayar tanımlarının bir tür ideal olduğuna inanabilir. internette kaynak üreten yapılar adım adım gpu kaynaklarına transfer olmaya başladı ve insan kaynaklı üretimler artık sınırlandı. bundan sonrası daha fazla mizah içerikli ve daha basit içerikler olacak. bunun yanında insan çizimlerini yapay zeka yapacağı için ideal tipleme yeniden belirlenecek. gün gün gerçeklikle olan bağımızı kopartıyoruz bunun sonucu olarak organik yapılar bir nesil kırılmasında dışlanabilir ve beraberinde standart estetik cerrahisi çok daha popüler olabilir. bunun da karşılığını kore gibi ülkelerde görebiliriz. anlayacağınız daha sentetik bir dünyaya uyanabiliriz her an ve bugün x veya y kuşağına bakış bir gün son kuşağa karşı yapılabilir.
ai insanı aptallaştırıyor
<felsefe> <tarih> <biyoloji> evrimsel olarak insan dahası sapiens dediğimiz bu canlıya çok yükleniyoruz arkadaşlar. aslında kendi görevi olmayan durumları savaşlar ve çeşitli karşılıklı atışmaların sonucunda bu seviyeye getirdi ve daha basit olan artık değersiz hızlı üretilebilien ve sunulabilen iştahlı bir kalabalığı besleyecek unusurlar aranıyor. yani insanı aptallaştırdı demeyelim de aslında insan gereğinden fazla mı zeki olmaya çalıştı. insanın normalini nasıl belirliyoruz tam olarak. bu yüzden insaı aptallaştırdı denilemez sadece insan artık hafızasında bilgiyi tüm detaylarıyla turmak zorunda değil. bunu kağıdın icadına benzetebilriz. kağıt icad edildiğinde tepki görümştü çünkü insanlar artık kağıtlara güvenecekler yanıp gittiğinde bilgi de beraberinde uçup gidecek fikri vardı. sonuç olarak bilgi uçup gitmedi ve bütün medeniyet kağıtla ilerledi gelişti ve yükseldi. sonuç olarak ai için benzer durumlar söz konusu aslına bakarsanız. internet olmadığında hafızamız gitmiş gibi görünebilir fakat dünya artık internet merkezli ve günden güne kablo türü bağımlılıklardan kurtuluyoruz. artık internetin erişimini kaybetmemiz söz konusu oluşu veya erişim maliyetlerimiz bu sektörde dönen kazanç ve gereklilik baz alındığında gittikçe düşecektir. yani yapay zeka insanı aptallaştırmıyor sadece daha fazlası için bir basamak olma yolunda yapılanıyor.
ne yapacağız
<felsefe> <psikoloji> 15 yaşımda kimse bana ne yapacağımı söylemesin diyen ben 23 yaşımda biri allah rızası için ne yapacağımı söylesin diyen bene evrildi. şimdi ise gördüm ki herkes benim ne yapacağımı değil sadece, kendisinin ne yapacağını da bilmiyor. öğrenmeye çalışırken bitiriyor ömrünü insan. ne yapacağız ne yapacağız diyerek ömür bitiyor. ne yapmayacağımıza dair çok kesin örnekler vardır. etik ahlak gerek dini gerek felsefi açıdan ne yapmamamız gerektiğini bize söyler. yapacaklarımız ise kendimiz için ve başkası için olmak üzere iki sınıfa ayrılabilir. rahat bir vicdan için başkası için bir şeyler yapacağız rahat bir yaşam için kendimiz için bir şeyler yapacağız. burada birinden biri dengesini kaybettiğinde pişman olma olasılığımız yüksektir. fakat başkası için yapılmış bir işin pişmanlığında kişi kendini daha kolay teskin eder. bencil eylemler sonunda hayatın rengini yok eder. hayatta bizden başkasının da var olduğunu bizi rahatsız ederek iğneleyerek sürekli hatırlatır. gerek yok bunun için en makul çözüm insanlığın ortak mirasına topu atmaktır. çalış faydan dokunsun zaten bu mirasa katkı sağlayan bu hazineden ya ölü ya diri payını elbet alır.
varlık yaratma yöntemleri
<felsefe> <sosyoloji> öncelikle varlığı yalnızca nakdi bir kaynak olarak görmemek gerekir. varlık; durumları ve olayları değerlendirme ve yorumlama biçimimiz, yaptığımız analizler ve zamanla kazandığımız bakış açısı olarak tanımlanmalıdır. nitekim çok büyük sermayeleri batıran insanlara tanık olduğumuz gibi, küçük birikimlerden büyük sermayeler yaratan insanları da görürüz. burada bazı faktörler bir motor görevi görür. evet, bu motor çoğunlukla aile, çevre olanakları ve ağ (network) olarak tanımlanabilir. ancak tüm bu faktörlerin ötesinde göz ardı edilmemesi gereken hayati bir nokta vardır: varlığın ne yönde geliştiği ve kimin için yaratıldığı.
şayet kişi varlığını yalnızca maddi kaynaklara bağlarsa, günün sonunda kimsenin ne işe yarayacağını tam olarak kestiremediği bir birikim seti ortaya çıkar. bu durum, ilk kuşakta oluşan varlığın sonraki kuşaklarca heba edilmesinin önünü açar. fakat varlık; maddi boyutunun yanı sıra bilgiyi ve bu bilginin işleyiş biçimlerini de içeriyorsa —yani varlığı oluşturan unsur bir yöntem/süreç ise ve bu süreç varlıkla birlikte korunmuşsa— işte o zaman varlık, sadece bir mülk seti olmaktan çıkıp toplum için faydalı bir değer haline gelir.
şahsi kanaetime göre zenginleşmenin tek bir haklı gerekçesi olmalıdır: toplum genelinde refahın sağlanmasına katkıda bulunmak; bilgi edinme, işleme ve özümseme eylemlerinin sürekliliğini toplum içinde teminat altına almak. canlılar besini her zaman bulurlar; dahası, onu bulabilecek biçimde evrilmişlerdir. ancak bilginin ve özgün düşüncelerin kuşaklar arası aktarımı, gerçek varlık değeridir. çünkü bu durum varlığı korumakla kalmaz, onu faydalı bir forma dönüştürür. en karanlık dönemlerde bile bilgiye ve bilgeliğe sarılarak ilerlemek, en vahşi toplulukları dahi aydınlığa çıkarır.
bunun en bariz örneklerinden biri batı medeniyetidir. şüphesiz ki ticari hacimleri artarken bilgi birikimleri aynı oranda artmamış olsaydı, medeniyetleri birkaç yüzyıl içinde kaba kuvvete dayalı bir saltanata dönüşür ve yok olurdu. nitekim osmanlı da bu duruma açıklayıcı bir örnektir: kaba kuvvet güçlenirken bilgi kuvveti ona yetişemeyince kaçınılmaz olan yaşanmış; kaba kuvvet, bilgi ile bilek gücünü denk tutanların karşısında zamanla erimiştir.
bugün benzer bir senaryo yeniden karşımızda şekillenmektedir. yapay zekâ büyük bir yeniliktir; ancak bilgiyi edinme, onu özümseme, kararlarımızı bu bilgi birikimiyle verip veremediğimiz ve bilgiyi ne derece taşıyabildiğimiz unsurları, bilginin sadece yaygın ve var olmasından daha az önemli değildir.
ne var ki toplum, hızlı sonuç vermesi sebebiyle mal varlığına bilgi ve bilgelik kaynaklarından daha fazla değer vermektedir. uzun vadede bu anlayış; bireyleri, onların yakın çevrelerini ve nihayetinde toplum dediğimiz yapıyı, kaba kuvvet toplayan sığ insanların hüküm sürdüğü basit yaşam alanlarına dönüştürecektir. bu toplumlar, bilgi ve gücü dengede yürütenler karşısında önemsiz birer figür seviyesinde kalmaya mahkûmdur.
zaman faktörü bu sonucu kimin göreceğini değiştirebilir; fakat nihai sonucu asla değiştiremez. görseldeki örnek de bilginin bir varlık değeri olarak görülmeyip entelektüel birikimin hiçe sayılmasına açık bir kanıttır.